reklam
reklam
Ana Sayfa Gündem, Spor 7 Ekim 2019 278 Görüntüleme

LİDERLİK SORUNU, POLİTİK ÇİŞTENLİK VE MUHALEFET

LİDERLİK SORUNU, POLİTİK ÇİŞTENLİK VE MUHALEFET

İsmail ŞİMŞEK / anamur postası

Üniversite yıllarında Siyaset Bilimi okumuş ve bunu naçizane siyasal zemine pratize etmiş biri olarak uzun zamandır söylüyorum. 31 Mart seçimlerinden sonra yerelde bazı kazanımlar elde etmiş olsalarda, birazcık özgüven tazelemiş olsalarda  muhalefet perspektifinden  genel siyaset zemininde bu ülkede  hala ciddi bir siyasal liderlik sorunu var.

Lider sorunu var derken kasdettiğim  Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğindeki,  iktidar partisinin karşısında  muhalefet olarak siyaseti dönüştürecek politikalar üretecek  bunu yaparken  dönüşümün  ateşleyicisi olabilecek   yeni bir ‘’siyasal  ikondan’’  bahsediyorum.

Bu eksiklik  ülke siyasetine zevk vermediği gibi seçmen tipolojisine  bir umut vaat etmekten çok uzak sadece ve sadece  beklenti siyaseti üreten;  sıkıcı, zevk alınmayan , siyaseti ezik bir sistem içesine hapseden ezik bir siyaset tarzından bahsediyorum. ‘’Oysa  siyaseti fonksiyonel hale getiren liderlerdir.’’

Seçmen davranış tipolojisinde her ne kadar siyaset psikolojisi önemli bir yer tutsada bunu bütünleyen bazen ekonomik sebepler, bazende etnolojik ve mezhepsel sebeplerdir. Ancak siyasete cansuyu veren uğrunda  fedakarlık yapılabilecek zemin; ancak  lider potansiyeli ile örülür ve arkasında yürünürek mesafe alınabilir.

M.Kemal Atatürk’ümüzü başköşeye koyarsak ;  misal, ‘’ Menderes aşkı, Türkeş sevdası, Erbakan biatı, Özal sevgisi bu gün ise Erdoğan fedakarlığı gibi…’’

Aslında bu gün sorun birazda Erdoğan’ın güçlü ve karizmatik kişiliği karşısında sönük ve aciz  kalan ‘’siyasal lider formatında görünmeye çalışan bunda çaba sarfeden’’ bazı siyasal figürlerinin  siyasal yetersizlikleri ilede  alakalı…

Misal, Erdoğan’ın  her düştüğünde kalkması bilen azmi, siyasetteki ustalığı, hitabetindeki  retorik ve samimiyeti gittikçe daha da güçlenen vizyonel duruşu,  muhalefetin düşük profilli  siyasal öncülerinin liderlik  perspektifindeki konumlarının her seçimdeki mağlubiyetle hep dahada aşağıya çekiliyor olması, ‘’gerçek lidersizlik’’ faktörünü belirginleştirirken,zamanla bu durumu dahada müzmin hale getirmektedir.

Elbette kolay olmasa gerek Erdoğan gibi biri karşısında politika üretmek.Ancak traji komik olan; tüm bunlara rağmen hala bir şeyler yapılamıyor olması, hala merhum Menderes’ten beri gelen Erdoğan ile devam eden bilindik klişe siyasal argümanların, ekonomikve  sosyal haklar  standartlarının siyasal zemininde muhalefet liderleri tarafından sanki yeniymiş gibi yeniden yeniden güncelleniyor olması durumu.

Örneğin, sormak lazım,  iktidar 2023, 2053 ve 2071 hedeflerini ortaya koyarken muhalefet   hangi hedefleri ortaya  koyabiliyor?

Veya  muhalefetin böyle bir hedefi, böyle bir vizyonu var mı; eğer varsa neden günlük popüler siyaset üzerinden klişe siyasi argümanlarla siyasette rol model olmaya çabalanılıyor?

Oysa muhalefet olarak,  kişi veya kişiler üzerinden ‘’ diktatör’’ retoriği veya  hala eski parlamenter sisteme takılı kalınmasından  kaynaklanan ‘’ tek adam rejimi’’ gibi  ‘’ politik çiştenlik’’lerlealtı boş  argümanlar üreterek kalıcı  bir siyasal menkıbe, bir politik hikaye yazmak mümkün olamayacağı gibi bu ancak ‘’ siyasal zemini enfekte etmekten’’ öte fayda sağlamaz.

Çünkü ‘’siyasal hamaset’’ üreten  bu tür sığ politikalar lider olma çerçevesinde uzun soluklu bir birliktelik, halkla ciddi bir muhabbet üretmez dolayısıyla lider-seçmen tipolojisinde  veya ilişkisinde uzun vadeli bir fedekarlık,  birliktelik ilişkisi oluşturamaz.

Liderlerin  boyu, posu gibi fiziksel özellikleri veya ‘’ politik lafazanlığı’’ politikada bir yere kadardır. Bir yerden sonra seçmen politikacıyla gönül bağı kurmak ister. Ancak bu birden bire olmaz. Belli şeyleri yaşamak , belli şeyleri paylaşmakla olur tüm bunlar.  Bu durum seçmen olarak  sahiplenildiğinde  zaten her şey bitmiş, yürünecek yolda her şey bağlılık zeminine oturmuştur.

Mesela, muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğini iyi analiz etmelerinde fayda var. 1994’de İstanbul’la başlayan  bu menkıbenin;

Cezaevlerinde devam eden, suikast girişimleri, kapatma daavaları, darbe kalkışmaları ile yok edilmeye çalışılan,

Her daim iktidar olacakmış gibi bir vizyon kronolojisi belirleyen, büyük projelerle kökleşme yolunda pozisyonunu sürekli perçinleyen,

Daha dün BM’de ki 193 ülkeye dönerek   ‘’ Dünya beşten büyüktür!’’ diyerek  adaletsizliği dünyanın yüzüne vururken gocunmayan,

‘’ One minute’’ diyerek İsrail zulmünü ABD ve Batı’ya rağmen haykırmaktan çekinmeyen,

Dünya,  pespaye bir soysuzluğun, vurdumduymaz ikliminde olmasına rağmen mazlumların umudunu her daim canlı tutan,

Bir liderden bahsediyoruz.  Bu bugünden yarına hemen olacak şeyler değil bunlar. Böyle bir  siyasal tipoloji inşa etmek  bir emek ciddi bir fedakarlık gerektirir.

Bu gün televizyonda, gazetelerde veya sosyal medyada  topluma rezerv edilen siyasal figürlerden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sayın Bahçeli dışında kimse  gerçek manada lider prototipine  sahip  politik figürler değil.

Bazı medyada veya sosyal mecrada bazı genel başkanlara lider (!) gibi rol etiketlemesi çabası veya  lider profili yükleme çabası onu lider yapmaz. Bu çaba yapsa yapsa gerçek lider profiline yapay zeminde   irtifa kaybettirmekten öteye gitmez.

Oysa muhalefet,  doğru politikalar ile her alanda yerli ve milli kıstası önceleyen bir siyasal zeminde, gerçek lider profilini  bir yakalayabilse;  iktidarı hem daha iyi çalışma hemde daha iyi hizmet politikası üretme adına denetleyen ve aynı zamanda ateşleyici bir görevi kendine etiketlerken, liderlik kadrajından  ülkenin ebet müddet gelecek kaygısını da motivasyon olarak gidermiş olacaktır.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Hazır Site by Uzman Tescil